The Killing: Rosie Larsen’ı Kim Öldürdü?
The Killing, geçtiğimiz hafta iki bölümlük film tadında bölümüyle sezona merhaba dedi. Zaten bir AMC dizisi olarak topu topu 13 bölüm sürecek ilk sezon. Orijinali Danimarka’da yayınlanan Forbyrdersen‘in yeniden çevrimi olduğunu da belirtelim. Dizi yayınlanmadan önce bir tanıtım yapmış, bizi az çok nasıl bir dizinin beklediğine dair bir fikir edinmiştik. Şimdi izlediğimiz ilk iki bölümü bir değerlendirelim istedim.
Öncelikle mekan itibariyle konusuyla örtüşen; karanlık, puslu ve yağmurlu Seattle seçimi gayet başarılı. Bir katil kim oynuyoruz oynamasına da, bazı şeyler biraz sırıtıyor. Başroldeki Dedektif Sarah Linden’ın iki bölüm boyuncaki o donuk bakışları sinirimi bozmadı desem yalan olur. Sanki bakıp bakıp “hissediyorum”, “şu tarafta” vb. bir şeyler saçmalayacakmış gibi geldi. Donuklukta ikinci bir Olivia vakası desem bana kızmazsınız değil mi Fringe severler. Ama yine de yarattığı atmosfer, karakterleri ve müzikleriyle The Killing için gayet başarılı diyebiliriz.
Yazının devamı spoiler içerdiğinden, izlemediyseniz okumayın derim.
Konudan biraz bahsedip, şüphelilere geçelim. 17 yaşındaki lise son sınıf öğrencisi Rosie Larsen, ailesinin kamp yapmaya(?) gittiği bir haftasonu, onlarla gitmeyerek bir arkadaşının yanında kalmak ister. Arkadaşıyla beraber katıldıkları okul partisinin ardından Rosie’den kimse haber alamaz. Pazartesi sabahı bir parkta Rosie’nin kıyafeti ve babasına ait atm kartı bulunur ve polis cesedi aramaya başlar. Rosie’nin cesedi belediye başkan adayı Darren Richmond’a ait kampanya araçlarının birinin bagajında, elleri ve ayakları bağlı olarak bulunur. Vücudunda herhangi bir yara izi olmayan Rosie’nin ölüm nedeni boğulmadır. Dedektif Sarah Linden işteki son günündedir, ancak cesedi onun bulması sebebiyle olay kapana kadar bir süre daha kalmasını isterler. Sarah oğluyla birlikte Kaliforniya’ya taşınacak ve evleneceği Rick ile huzurlu bir hayat sürecektir. En azından Rosie Larsen davasına kadar planlar böyledir. Sarah gidişini erteler ve yerine gelen yeni dedektif Stephen Holder ile dava üzerinde çalışmaya başlar.
Peki ya Rosie’yi kim öldürdü? İşte bu sorunun cevabı büyük ihtimalle iki sezon sürecek olan dizinin sonuna kadar gizemini koruyacaktır. Şöyle ki; dizinin bir sezonu 13 bölüm sürecek ve reytinglere bakılırsa ikinci sezonu muhtemelen olacak. Dizinin başladığı yani Rosie’nin cesedinin bulunduğu gün başkanlık seçimlerine 26 gün kaldığını öğreniyoruz. Dizinin her bölümünün bir gün üzerinden gittiği gerçeğini göz önüne alırsak; 2. sezon finalinde ya da finalde seçim günü gelip çatacaktır. İlk iki bölümü göz önüne alarak şüphelilere bir göz gezdirelim.
Şüpheliler
- Sterling: Rosie’yi en son gören kişi olduğu iddia edilen Sterling Rosie’nin en yakın arkadaşı. Okuldaki partide beraberler. Okulda önce arkadaşını korumak maksadıyla haftasonu beraber olduklarını söylüyor. Rosie’nin Jasper ile beraber olduğunu sanıyor ve iş ciddiye binince Rosie’nin babasına bunu söylemek zorunda kalıyor. Kendiyle ilgili bir sır saklıyor gibi değil, arkadaşının kaçamağını açık etmek istemiyor.
- Jasper: Rosie’nin yazın beraber olduğu erkek arkadaşı. Rosie’nin ailesi hala görüşüklerini bilmiyor. Görünüşe göre de bu arkadaşlığı onaylamıyorlar. Hoş zaten Jasper’ın da onaylanacak bir tarafı yok. Zengin, baba parası yiyen, kendinden büyük kadınlarla gelişi güzel birlikte olan işe yaramazın teki. Rosie’nin babası ölüm haberini almadan önce Jasper’ın evini basıyor.
- Kris: Jasper’ın serseri arkadaşı. Sterling Rosie’ye ve Jasper’a ulaşamayınca onunla konuşuyor. Jasper’ın nerde olduğunu soruyor ve adada olduğunu öğreniyor.
- Başkan Adayı Darren Richmond: Rosie’nin cesedi Richmond’ın kampanya araçlarının birinde bulunuyor. Böyle bir durum kampanyanın gidişini hayli etkileyeceğinden Richmond ve takımı hemen bir basın açıklaması yapmak istese de polis engel oluyor. Ancak sonunda haber basına sızıyor. Aracın cumartesi günü çalındığının rapor edildiğini öğreniyoruz. Ayrıca başkan adayının eşinin benzer bir cinayete kurban gittiği de öğrendiklerimiz arasında.
- Jamie Wright: Richmond’ın kampanyasını yürüten adamlarından biri. Rosie’nin cinayetini seçim kampanyası çıkarlarına kullanmak istedi ancak Richmond bunu kabul etmedi. Kampanyada bir köstebek var ancak kim olduğu bilinmiyor.
- Gwen Eaton: Richmond’ın takımının diğer yarısı. Aynı zamanda Richmond’ın yatağını da paylaşıyor. Doğrudan cinayeti işleyebileyecek biri gibi görünmese de, Richmond’ın başkanlığı onun için çok önemli.
- Stephen Holder: Yeni polis, olayın olduğu gün işine başlıyor. Rahat tavırlarıyla dikkat çeken Holder, daha önce narkotikte çalışmış. Bir kaç ucuz numarayla okulda “kafes” diye adlandırılan yeri buluyor. İçine yüksek mevkiili bir ismin de bulaştığı bir cinayet davasını çözmek, Holder için iyi bir başlangıç olabilir.
Kafa kurcalayanlar
- Rosie’nin ölüm nedeni: Boğulma. Rosie’nin vücudunda herhangi bir yara, kesik yok. Rosie’nin tırnakları gösteriyor ki; bagajdan kurtulmak için hayli çaba sarfetmiş. Yani bagaja konulduğunda hala yaşıyormuş ve kendindeymiş.
- Kafes: Madem Rosie’nin vücudunda herhangi bir kesik yok, kafeste bulunan onca kan nerden geldi?
- Kampanya Arabası: Evet arabanın çalındığı cumartesi sabahı rapor edilmiş, ancak Rosie Cuma gecesi öldürülmüş gibi. Bu durumda araç kullanılmış ve ertesi sabah çalıntı ihbarı yapılmış olabilir.
- Köstebek: Kampanyadaki bilgileri sızdıran kişi kim? Bütün işaretler Jamie ya da Gwen’i gösterse de ya ikisi birden onu aldatıyorsa, ya Richmond bu yolda yalnızsa?
- Kelebek: Rosie’nin boynundaki kelebekli kolyenin bir anlamı olabilir mi? Yoksa sadece dikkat dağıtmak için kullanılan bir akseuar mı? Kelebek figürünü Rosie’nin odasındaki duvarda fotoğraf kolajı olarak da gördük.
- Rosie’nin annesi: Cuma günü kampa gitmeden önce konuşuyorlar, günlerden pazartesi ve hala kızını arayıp sormuyorsun. Tamam bu kız 10 yaşında değil ama, koca haftasonu aramayacak kadar da yetişkin değil. Telefonlarının çekmiyor olma bahanesi hala neden aramadığı sorusuna cevap değil.
- Rosie’nin babası: Rosie’yi son gördüğü anı anlatırken garajda olduğunu ve Rosie’nin okula bisikletle gittiğini söyledi. Ancak Rosie’nin bisikleti garajda duruyordu. Zira Dedektif Linden atm kartı sebebiyle geldikleri Larsen’ların evinde garajda pembe bisikleti gördüğü için kızınız var mı sorunusu yöneltti. (Burayı ben mi yanlış anladım acaba, zira Linden bu detayı farketmeyecek bir dedektif değil. Hatta herkes farkeder.) Ayrıca kızının üniversiteye gitmesine bile sıcak bakmayan baba, nasıl oluyor da tüm haftasonu arkadaşında kalmasına izin verip, kampa gidiyor.
- Rosie’nin teyzesi: Çocuklara göz kulak olması dışında, şu an için hakkında başka bilgi sahibi olmadığımız bir karakter. Neden?
- Dedektif Sarah Linden: Linden gitmek üzere masasını toplarken, genç bir kadına ait bir ceset fotoğrafı görüyoruz. Hemen yanında ise bir çocuğun yaptığı belli olan kuru boya bir resim. Belli ki çözülmemiş bir dava. Sarah’nın oğlu Jack’in babası kim? Hayatta mı, ölmüş mü? Ya da Sarah Jack’i evlat edinmiş olabilir mi? Sarah’nın şehirden gitmesini istemeyen birileri olabilir mi? Ve Sarah’nın evleneceği adam Rick’in bütün bu olayların içindeki yeri ne?
İlk iki bölüm itibariyle elimizdekiler bundan ibaret. 3. bölüm yayınlandı, muhtemelen yeni kanıtlar veya bazı şüpheleri ortadan kaldıracak durumlar vardır. Gün geçtikçe yeni kanıtların ortaya çıkacağı, ağır işleyen ama sağlam bir yapımla karşı karşıyayız. İyi seyirler.








Additional comments powered byBackType